Kürt Felsefeci Babanzade Ahmet Naim
ALİ HAYDAR KOÇ
Osmanlı aydınları arasında 20.yy’ın başlarında tartışılan düşünsel eğilimler, farklı etnik kökenlere sahip aydınlar tarafından temsil edildiğinden,
ağırlıklı olarak etnik yönde şekil alarak, osmanlı toplumunu oluşturan uluslara/cemaatlere farklı biçimler de yansıyarak, imparatorluktan ayrılmanın
önemli bir siyasal faktörü olarak görülüyorlardı.
Kürt aydınları da bu farklı düşünsel eğilimlerden yararlanarak, bununla Kürt milliyetçiliğine katkı sunmaya çalışıyorlardı.
Ayrıca Osmanlı toplumunda etnik düşünsel eğilimlere karşı çıkan aydınlar da mevcuttu.İslam felsefesini/hukukunu esas alarak osmanlı devletinin
bütünlüğünü savunan aydınlar, ayrılıkçılığa dayanan etnik milliyetçiliği reddediyorlardı. Bu aydınlar arasında Kürt kökenli Babanzade Ahmet Naim’de
bulunuyordu.
Önemli bir Kürt ailesine mensup olan Babanzade Ahmet Naim hakkında, Türkiye’de bir çok araştırmacı/tarihçi tarafından yapılan incelemelerde,
siyasetçi, bürokrat, eğitimci, çevirmen, edebiyatçı, dil uzmanı, felsefeci, şair ve islam hukuk uzmanı vs. gibi fikirsel sıfatlarla, İkinci meşrutiyet
sonrasının önemli aydınları arasında sayılarak, Osmanlı ve cumhuriyet döneminde Türkçü düşüncelere/Türk milliyetçiliğine karşı çıkmış olmasına
rağmen, Türk düşünsel arşivinin önemli bir zenginliği olarak değerlendirilmektedir.
Yapılan bütün araştırmalarda Babanzade Ahmet Naim’in etnik (Kürt) kökenine vurgu yapılmaması, dikkat çeken bir olgudur.
Yakın dönem Kürt tarihi ilgili yapılan araştırmalarda, Süleymaniye’li Babanzade Ahmet Naim’in inceleme
konusu yapılmamış olması, Kürt düşünsel arşivi açısından bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu yazımda, Türkiye’de bir çok yönüyle araştırma konusu yapılarak, II.Meşrutiyet sonrasının önemli fikir adamları arasında değerlendirilen
ve Kürtler arasında pek tanınmayan Kürt felsefeci Babanzade Ahmet Naim’den kısaca sözedeceğim.
Kürt Felsefeci Babanzade Ahmed Ahmet Naim (1872-1934), Kürt milliyetçiliğinin önemli şahsiyetlerinden sayılan ve Kürt Teali cemiyetinin (1918) kuruclarından Osmanlı valilerinden Babanzade Mustafa Zihni Paşa’nın oğludur.
Mülkiyeli Babanzade Ahmet Naim, 1894’ten sonra sırasıyla Hariciye Nezareti Tahrirat kalemi, Maarif Daire-i İlmiye Azalığı ve 1908’de kardeşleri
Babanzade İsmail Hakkı ve Hikmet Bey ile birlikte, Kürtleri temsilen Osmanlı mebusan meclislerinde mebusluk vazifelerini de yürütmüşlerdi. Osmanlı
ayan meclisinde de (Senato) görev yapmıştı. 1911’de Maarif Nezareti Tedrisat müdürü, Maarif Nezareti Telif ve tercüme heyeti azalığı görevlerinde bulundu.
1913’ten sonra ıslahat-ı ilmiye encümeninde yer alarak felsefe, tabii ilimler ve sanat istilahları için hazırlanan
sözlük çalışmalarında görevler yaptı.(Cevdet İnançalp,Müderris Ahmed Naim, İstanbul, Ülkü Matbaası,1935).
Darulfünun’da (İstanbul Üniversitesinde) Edebiyat Fakültesi müdürlüğü yapıp ardından aynı Üniversitede rektörlüğe yükselmişti.
(Ali Çankaya, Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, III Cilt, 1956). 1933’e kadar İstanbul Üniversitesinde Felsefe bölümünde öğretim üyesi
olarak dersler veren Babanzade Ahmet Naim, Türkiye’de bazı önemli felsefecilerin (Macit Gökberk gibi) yetiştirilmesine önayak olmuş idi.
Babanzade Ahmed Naim, 1908’den sonra „Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad“ dergilerinde, Fıkıh, Felsefe, Hadis, Mantık ve güncel siyasi sorunlar gibi değişik konularda yazılar yazarak, bu iki derginin gelenekçi yazarları arasında yeralmıştı.
Darülfünun’da öğretim üyesi olarak çalıştığı dönemlerde, Üniversitede felsefe hocası olmadığından, kendi özel çabalarıyla, Fransızca’dan yaptığı çevirilerle Mantık ve metafiziği öğrenerek, talebelerine okutmuştu. Ayrıca Fransızca’dan çevirdiği bilimsel kitaplar, talebelerinin ilgisini fazlasıyla çekiyordu. Örneğin; Fransız filozofu Georges L. Fonsegrive’in „Eléments de Philosophie“ adlı kitabını “Mebadi-i Felsefeden İlmü’n nefs” adı altında Türkçeye çevirmişti. Hadis çevirileri de yapan Babanzade A.Naim, „Sahih-i Buhari Tercümesi“ gibi çalışmalar yapmış idi. (Şeyma Şahinoğlu, Babanzade Ahmed Naim ve Son Dönem Osmanlı Fıkıh Tartışmaları). 1933’te resmi devlet ideolojisi doğrultusunda yapılan Üniversite reformunda, Türk ırkçılığına karşı çıktığından, Kürt milliyetçiliğini temsil eden önemli bir aileye mensup olduğundan, öğretim üyeliği ve Üniversitedeki görevlerine son verilerek, tasfiye edilmişti. 1911’den sonra İttihatçıların geliştiridiği Türk milliyetçiliğine de karşı çıkışlarıyla bilinen Kürt Felsefeci Babanzade Ahmet Naim, Cumhuriyet döneminde de aynı siyasal tavrını sürdürmüştü. Doğu-Batı düşüncelerini bir arada tutmaya çalışan Babanzade Ahmet Naim’i, Kürt kökenli Mithat Cemal Kuntay şöyle tanımlamaktadır:“Başı iki kısımdı. Şark ve garp. İkisi birbirine karışmayarak yan yana duruyordu ve Naim’i Avrupa’nın filozofları değiştiremediler. Bu filozoflara, Naim, şaşılacak kudretle nüfuz ediyordu, fakat bu filozoflar şaşılacak acizle Naim’e nüfuz edemiyorlardı.”
İstanbul üniversitesinde felsefeci olarak çalıştığı zamanlarda sık sık
Türkçülere karşı çıkarak, onların ileri sürdüğü düşünceleri gereksiz bilgiler arasında değerlendirmişti.
Kürt felsefeci Babanzade Ahmet Naim’in 1914’te Türkçü-Turancılara karşı yazdığı bir makalede, düşüncelerini şöyle dile getirmişti:
”İrşadlarınız,hizmetleriniz Türklük adına değil Müslümanlık adına olsun.
Türkler hitabı yerine daima Müslümanlar hitabını kullanınız.
Cengizin yasasını bilmek, İlhanın yurdunu tanımak, Altınorduyu anmak bize lazım değil...”
(Babanzade Ahmed Naim, İslamda Davayı Kavmiyet). Mason külübünün üyesi olarak suçlanmış/anılmaktadır.
Babanzade Ahmet Naim’in eserlerinden bazılari
arf-ı
Arabiye Mahsus Temrinat, İslam’da
Davayı Kavmiyet, Hikmet Dersleri, İlm-i Mantık, Filozof Dr.Rıza Tevfik Beyefendi’ye, Ahlak-ı İslamiye
Esasları, Hadis-i Erbain, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi ve ayrıca çokça şiirleri de bulunmaktadır.
Babası M.Zihni Paşa ve kardeşi Babanzade İsmail Hakkı’dan farklı bir siyasal çizgide düşüncelerini dile getiren Kürt felsefeci Babanzade Ahmet
Naim, 20.yy.başlarında Kürt ulusunun içinde bulunduğu duruma pek ilgi duymamış olsada, Kürt düşünsel arşivi içinde ele alınarak,incelenmesi
gerektiği düşüncesini taşıyorum.
Babanzade Ahmet Naim’in felsefe hakkındaki fikirleri, Kürt felsefe tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.
Türkiye muzikası isteyenlere
Adamım ( Benim adım Ebruli )
Uyanır geceyarısı yoktan sevda yaparım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım
Dilsizler bana danışır, kelebeklerin aklı benim
Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Çağırırlar küçük Adımı karafakiden ben akarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım
Benim Adım Ebruli, biraz gerçek bira rüya
Yalanımı sevsinler aşksız dönmüyor dünya
Kalbim sevda kuyusu, her gün yoldan çıkarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım
Dilsizler bana danışır, kelebeklerin aklı benim
Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Sen unut geçmişini ben aklımda tutarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım

Temâtik Film Kuşağı
